elektrik-uretebilen-gunes-evi-yapiyor-sirada-gunes-okulu-var-CHA-769440-1-tEn iyi “aydınlatılan” mekân, kendisini en iyi “anlatabilen” mekândır.. Yani; gevezelik etmeden, bir fazla söz etmeden, söylenmesi gerekeni de ihmal etmeden !..  

 Bir renk cümbüşü değil, alacakaranlık hiç değil !.. Yeterince ve ölçüsünce olmalıdır her şey !.. Özetle bu iş, hiç de kolay değildir… Ama hep vurguladığım gibi, adeta eski ampul, yeni LED satıcılarının insafına terk edilmiş bir alana dönüşmüştür aydınlatma sektörü.. Kimseyi kınadığım yok.. Ama doktorun işine karışan hastabakıcıya, avukatın işine karışan arzuhalcilere kaldı sanki ortalık.. Sanırım özetle, çok hafife alındı bu iş !.. Kötü örnekler üzerinden hayli yol alındığı için de, bir zihinsel ve çevresel kirlenme yaratıldı.. Halkımız, bu işin daha başka nasıl olabileceğini düşünemez oldu !.. Yerden göğe haklıdır !..

 Sonuç olarak; sanat eseri varsa; sanatçısının, mimari yapıt ortada ise; mimarının, kentsel bir tasarım söz konusu ise; tasarımcısının görüşü alınmadan, adeta mahalli belediyenin emri ile, tıkış tıkış düzende dizilen ve yanıp sönen LED’lerin yarattığı renk ve ışık kirliliği, aldı başını gitti..  

 Her konuda ileri sürdüğüm gibi, doğru örnekler ortaya konamadıkça, yanlışın yanlışlığı idrak edilemeyecektir.. Çünkü artık çılgınca bir furyaya dönüşen aydınlatma konusu, akademik düzeyde; sadece hesabına kitabına değil, kurgusal ve mekânsal etkileri kapsamında da ciddiyetle ele alınmadan, sadece “fiziksel” değil aynı zamanda “algısal” ve bir ileri adımda “psikolojik” araştırma konusu yapılmadan, piyasa koşullarında serpildi. Ne işe yaradığı ve hangi sorunun kaynağı olacağı şüpheli, hormonlu sebzeler gibi büyüdü sanki !..

 Kimse alınmasın ama, adeta kasabın manavın tarifi ile alelacele yemek yapmaya kalkışıldı.. Evet malzemeyi bol bol kullandık ama, sağlıklı ve lezzetli yemeğin ne olduğunu bilemedik maalesef..

Yani biraz da “kendimiz ettik kendimiz bulduk !..”

 İLLE DE ÖRNEK !..

 Elbette başarılı örneklerin hakkını yememek gerek.. Belki de şimdiki görevimiz, yerli yabancı en başarılılara hakkaniyetle işaret etmek, onları öne çıkarmak, başarılarını doğru analiz etmek ve tahlil sonuçlarını topluma, hatta onayına sunmaktır.. Belki de; kamuoyu yoklamaları, sokak röportajları, radyo-tv programları eşliğinde inmeliyiz halkın arasına.. Sorular sormalı ve bu vesile ile sorgulatmalıyız konuyu..

 Bu işe gönüllü ve bilgili akademisyenlerle, deneyimli uygulayıcılarla bir ekip oluşturmalıyız.. Teorisyenlerle tasarımcıları en azından sanal platformlarda buluşturmalıyız..

Düşüncelerini, 3D ortamında mutlaka denetlemelerini sağlamalıyız.. Hatta, önemli yapıların, hele hele tarihi nitelikte olanlarının gece hallerini kamuoyuna sunmadan, çivi bile çakmamalıyız..

 Belki de bir “Işık Akademisi” kurmalıyız.. Hiç de abartmıyorum!.. Bana sorarsanız, toplumsal sahibiyete de ulaştığımızda,  temiz ve sürdürülebilir kaynakların ve LED teknolojisinin bizi şımarttığı ışık kirliliğinden, aydınlık bir çıkış yolu bulmanın çaresi olabilecektir o dergâh..

 Özel teşebbüs mü, gönüllüler mi, akademik kurumlar mı sahip çıkar bilemem. Belki de bu konunun ülke çapında önderi olan dergimiz yakar ilk mumu.. Kandilini alan peşimizden gelir.. Ne dersiniz ?..

 

Y.Mimar

Çelik ERENGEZGİN

cabatasarim@turk.net

www.erengezgin.net

Yorumlar

Yorum Mesajınız