Arama

KAPAT
MAKALELER

Işıklandırma ve Derinlik Algılaması İlişkisi

Ana Sayfa MAKALELER Işıklandırma ve Derinlik Algılaması İlişkisi
Memduh Yazar

23.01.2018 11:46

Sahnede bazı ışıklandırma hataları renk kirliliğine yol açar. Sahne ışıklarında iki ayrı rengin buluşması başka bir renk oluşumu yaratır. Dolayısıyla sahne olmaması gereken istenmedik, oyunu ve görselliği etkileyen renk oluşumlarına renk kirliliği ve renklerin gürültüsü denir. 

 
IŞIKLANDIRMA VE DERİNLİK İLİŞKİSİ ALGI: Duyu organları tarafından kaydedilen uyarıcıların beynimiz tarafından örgütlenip yorumlanarak anlamlı hale getirilmesidir.
 
SAHNEDE ALGIDA DİKKATİ BELİRLEYEN UYARICI YAPISINA İLİŞKİN ETKENLER Duyu organlarımızı etkileyen uyarıcıların hangisine dikkat edeceğimizi kısmen uyarıcıların nitelikleri belirler.
 
ŞİDDET VE BÜYÜKLÜK: Sahnedeki uyarıcılar ( ışık, dekor, nesneler) şiddeti ve büyüklükleri arttıkça seyircinin algılama olasılığı artar. Örneğin sahnedeki parlak renkli bir ışığın algılanma olasılığı donuk mat renkli ışıktan daha fazladır.
 
KONTRAST: Sahnedeki nesnelerin kontrast oluşturan uyarıcının algılanma olasılığı daha yüksektir. Siyah elbiseli bir gurup oyuncunun içindeki beyaz elbiseli oyuncunun algılanma olasılığı daha yüksektir.
 
HAREKET: Sahnede hareket halinde olan nesneler sabit nesnelere göre algılanma olasılığı yüksektir.
 
SAHNEDE DERİNLİK ALGISI YARATMA Sahnede derinlik algısı ışığın geliş açısına bağlı olarak sahnedeki sahnede ki nesnelerin görünmüş niteliklerinde farklılıklar, nesnelerin iki gözün ağ tabakalarına düşen imgelerin farklı olması ve benzeri ipuçları beynimiz tarafından değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilir.
 
GÖLGELER VASITASI İLE DERİNLİK Işık açısına bağlı olarak sahnedeki nesnelerin bazı kısımları net bazı kısımları gölgeli olması derinlik algılanmasına yol açar.
 
ARAYA GİRME YOLUYLA DERİNLİK Sahnedeki derinlik algılanması, bir nesne diğer bir nesneyi kısmen görülmesini engellemesidir. Örneğin: Sahne önünden geriye doğru kısmen görünüm bir engelleyen dekorlar konduğunda görünüş kısmen engellenen nesne daha uzaktaymış gibi gözükür.
 
AÇIKLIK: Sahnede tüm ayrıntıları ile gördüğümüz nesneleri daha yakından görürüz. Sadece kenar çizgilerini gördüğümüz nesneleri daha uzaktaymış gibi görürüz. Örneğin sahnedeki bir nesnenin seyirci bakış açısına göre o nesnenin gerisinden yapılan bir ışıklandırmada nesne kenar çizgileri gözükeceği için o nesne daha uzaktaymış gibi gözükür. Detayları görülen nesne daha yakın, Ana hatlarıyla gözüken nesneler daha uzak gözükür.
 
GÖRELİ YÜKSEKLİK: Yüksek olan nesneleri kendilerinden alçak olan nesnelerden daha uzaktaymış gibi gözükür.
 
SAHNE IŞIKLANDIRMASINDA RENKLERİN KİRLİLİĞİ ve RENKLERİN GÜRÜLTÜSÜ Sahnede bazı ışıklandırma hataları renk kirliliğine yol acar. Sahne ışıklarında başka iki ayrı rengin buluşması başka bir renk oluşumu yaratır. Dolayısıyla sahne olmaması gereken istenmedik oyunu ve görselliği etkileyen renk oluşumlarına renk kirliliği ve renklerin gürültüsü denir. Sahnede ilkbahar yanılması gereken bir yerde her tarafı sarartılmış veya daha ilkbahara zıt renklerle aydınlatılmış olan sahne yanılmasına yol açacağı için istenmedik durum ortaya çıkar.
 
TİYATRODA KULLANILAN TERİMLER AÇIK DAĞITICI IŞILDAK – Merceksiz içinde birden fazla ampul bulunan ve geniş alanı aydınlatan gölge vermeyen ışık.
 
AKSESUAR – Söz ve hareketle etki bırakma
 
AKSİYON – Söz ve hareketle etki bırakma
 
ALMANPERDESİ – Sahnenin yukarısına doğru yükselerek açılan perde.
 
ANA RENK – Asal renkler (yeşil, kırmızı, mavi).
 
APLİK – Duvar yüzeyi üzerine takılan sabit, noktasal aydınlatma aracı.
 
ARA RENK – İki temel renk arasındadır ve onların karışımından oluşur.
 
ARİA Solist tarafından söylenen bağımsız bir formda yazılmış ezgilere denir.
 
ARİASO – Aria ile recitatifin arasında, bu iki türü birbirine bağlayan bağımsız bir ezgi olarak akıp giden melodilere bu isim verilmiştir.
 
ARŞITRAV – Antik mimaride sütunların taşıdığı üst yapının en alt parçası. Kiriş görev de yapar.
 
ASALAK IŞIK – Gösteri için geçerli olmayan spotların birinden veya kulisten gelen kaçak ışık. Sahneye gelmesi istenmeyen ışık.
 
ATMOSFER IŞIGI – Dekor ile birlikte duygusal durum yaratmak için kullanılan ışık veren aksesuar aygıtlar.(masa lambası, abajur vs.)
 
AVANGARD – Günün onaylanmış ve geçerli sanat anlayışlarını yadsıyan deneyci sanatçıları ve onların yapıtlarını niteler.
 
AVİZE – Tavana asılan lambalı yada şamdanlı aydınlanma öğesi.
 
BEBE IŞILDAK – 400 W. A kadar düşük güçlü spotlara verilen ad.
 
BENZETMECİ TİYATRO – Seyirciyi seyrederken duyguya sokan başrol oyuncularıyla özdeşleştiren yanılsamacı tiyatro.
 
BETİ – Doğadaki veya sanatçının imgelemindeki varlıkların ve gerçekliklerin sanat yapıtında yeniden üretilmiş şekli, figür.
 
BUDAMA – Sahnelenecek oyunun bütünlüğünü bozmadan çıkarılması gereken dizgeler.
 
CAMERA – O tarihlerde arialar recitatifler ve düetler kilise müziğinde olduğu gibi oda müziğinde de yer almaya başladı. Bu iki müzik türündeki temel ayrılık dini müziğin kilisede, din dışı müziğin saraylarda çalınmasıdır. Onun için bu müziğe camera müziği adı verildi.
 
ÇİĞ IŞIK – Gölge ve aydınlık kesimlerin kesin çizgilerle ayrıldığı tam parlaklıklar yada nesneler üzerine üzeri’ne verilen ışık.
 
CONCERTO – Çalgı için yazılmış ve çalanın tüm sanat yeteneklerini ortaya koymayı amaçlayan 3-4 bölümlü sonat formundaki konser yapıtı.
 
DEKOR – İç mekân, bezeme, süsleme, döşeme amacı ile yerleştirilmiş öğeler bütünü. Tiyatroda oyunla ilişkili sayma, mekânı oluşturan eşya ve malzemeler.
 
DEKORATİF- Somut işlevinden çok bezemsel yönü ağır basan öğeler.
 
DESTEK IŞIKLAMA – Asal ışıklamayı destekleyen ışık. Asal ışıkların çıkardığı gölgeleri yok etmek ve kenarları yumuşatmada kullanılan fresnel mercekli ışıldaklarla gerçekleştirilen aydınlatma.
 
memduh-yazar2m.yazar3
 
DİKEY IŞIK – Sahneyi ve kişileri sahne içindeki spotlarla yukarıdan aşağı doğru dik aydınlatma.
 
DIŞ BÜKEY MERCEK – Yaklaştırıcı (Yakınsak) bakılan nesne olduğundan büyük görünür. Lokal ışıklamada kullanılır. DOLAYLI IŞIKLAMA – Aydınlatılacak alana ışık akılarını yalnızca %0 ile % 10 arasında bir orana yollamak için yapılan aydınlatma.
 
DOLAYSIZ IŞIKLAMA – Aydınlatılacak alan ışık akılarının % 90 ile % 100 arasında bir oranın doğrudan yollayarak yapılan aydınlatma.
 
DÜET – İki ses için yazılmış olan eserlere denir.
 
DİYAFRAM – Projektörde ısı taç ve yansıtaçtan gelen ışığın nicelini düzenleyen aygıt.
 
EKLEKTRİK – Değişik dizgelerden aktarılan öğelerin oluşturduğu yeni dizgenin niteliği. Tüm sanat alanları için geçerlidir. Sanatta değişik zaman üsluplardan alınarak devşir ilen yeni tasarım ve unsur oluşturulması ifadesidir. Yeni bir davranış biçimidir.
 
ELİPSOİD IŞILDAK – Yüksek gücü olan bir ışıldak türü. Çoğu kez uzaktan ve yöresel ışıklama gereksimi içi kullanılır. Takip görevi yapar. Işığı dağıtmaması için dış bük ey mercek kullanılır.
 
EPİLOG – Ara oyun FRİZ – Korniş ile arşitrav arasında kalan kabartmalarla bezeli düz şerit.
 
FUAYE – Kapalı tiyatro, opera, konferans salonu, toplantı salonu yapıtının giriş ve dinlenme holü.
 
GENEL IŞIK – Sahneye eşit ışık akısıyla estetik bir dağılımla ışıklandırılması
 
GERİDEN IŞIKLAMA -Sahnedeki nesneleri sahne gerisisinden 90 dan 180 dereceye kadar verimli kesişmeli aydınlatma.
 
GERİDEN İZDÜŞÜM – Sahne gergi arkasından yada kulisten görüntüleri yansıtma işlemi.
 
GERİLEYEN RENKLER – Dekorda mavi, lacivert, mor gibi renkler görsel açıdan derinlik duygusu getirdiğinden gerileyen renkler adını alır.
 
GROTESK – Özünde ciddi fakat görünüşte abartılı ve gülünç olan biçim.
 
İÇ BÜKEY MERCEK – Iraksak Iraksak (uzaklaştırıcı) bakılan şey olduğundan küçük görülür.
 
ILIN RENKLER – Doygunluğu olmayan kara, gri ve ak gibi renkler.
 
IŞIK ÖZELLİK ÇİZELGESİ – Işıklama planında daha ayrıntılı bir çalışmayı içerir teknik bilgi çizelgesidir. Kanal numaraları spot sayısı spot güçleri kanal yükü renk filtreleri ışıldakların yerleri ve aydınlatma alanları ayrıntılı bir biçimde belirtilir IŞIKLAMA – Sahnedeki oyuna uygun, sahneye özgü ışık dizgesinin kapsamına giren tüm konular.
 
IŞIKLAMA GÖZETİM ÇİZELGESİ – Işıklama düzeninde ışıkların nerede karartılacağını nerede değiştirileceğini kesin olarak belirten çizelge.
 
IŞIKLAMA KERTESİ – Sahneye verilen ışığın ölçüsü sahne için gerekli olan ışıklama kertesi belli belirsiz bir görünümle göz kamaştırıcı parlaklık arasındadır
 
IŞIKTA YEĞİNLİK – Amperle ölçülen elektrik akımı tutarı, ışık gücü parlaklık ve aydınlatma niceliği
 
IŞINIRLIK – Görünmez mor ötesi ışının emilmesi sonucu görünür ışık yayma durumu
 
İZLENİMCİLİK – Ressamların doğayı belirli andaki ışık ve aydınlık etkisiyle resmetmesi.
 
KIZILALTI IŞIK – Gözle görülemeyen uzun dalgalı ışık.
 
KONRAST – Her türlü sanatsal kompozisyonda renk.
 
değerleri veya öğeler arasındaki karşıtlık.
 
KULİS – Tiyatrolarda sahnenin gerisinde ve yanlarda yer alan bölüm.
 
MAT- Parlak olmayan, ışığı emen, donuk.
 
MİMİK – Fikirleri ve duyguları yüz ve vücut ile anlatımı.
 
MİTOLOJİ – Çok tanrılı dinlerde tanrı ve yarı tanrıların eylemleri ile onların insanlarla diğer yaratıklarla İlişkileri konusundaki efsaneler, öyküler inançlar bütünü.
 
NOKTA IŞIK – Seyirci dikkatini bir noktaya toplamak amacı ile çok küçük bir bölgeyi aydınlatan ( örneğin gözü ) ışık.
 
OBTÜRATÖR Fotoğraf makinesinin karanlık kısmına ışığın giriş süresini düzenleyen aygıt.
 
OPERA ( LİRİK DRAM) – Orkestra eşitliğinde oynanan müzikli sahne oyunudur. Geniş kapsamlı hazırlık ve performans isteyen bir sahne sanatıdır. Sözlerin tümü yada bir bölümü şarkı olarak söylenen, müziğe uygulanmış sahne yapıtı ve baştan sona bestelenmiş, sololu, korolu, orkestralı sahne oyunu gibi.
 
OPERETTE – İçinde konuşmalı bölümlerin de yer aldığı eğlenceli ve komik müzikli sahne yapıtı.
 
ORATORİO – Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış içinde oyun öğesi olmayan, bir kişi veya önemli olay için yazılan yapıt.
 
ÖGE – Bütünü oluşturan ve bağımsız olarak da var olabilen parça. Element.
 
PERSFEKTİF – Üç boyutlu öğelerin iki boyutlu resim düzleminde betimleyerek üçüncü boyut yansılaması yaratma işine yarayan resim çizim tekniği.
 
PLASTİK – Sanatta üç boyutlu biçim verebilme niteliği.
 
POETİKA – Aristotelesin yazdığı dram, şiir, epik konularını ve kurallarını öneren yapıtı.
 
PORTAL – Taç kapı.
 
PROFİL – Hayvan veya İnsanın tam yandan yapılmış resmi çekilmiş fotoğrafı.
 
PROLOG – Ön oyun.
 
PROSSENIUM – Antik Yunan ve Roma Tiyatrolarında sahne yapısının seyircilere bakan duvar önünde ve orkestradan hafifçe yüksekte yer alan set.
 
RECİTATİF – Operayla birlikte başlayan bir türdür. Konuşur gibi şarkı söyleme tekniğidir. Bu türün bulunma ve kullanım nedeni ise acapella cümlelerdeki kanonik tekrarların zedelediği lirik metni, poetik gücüne tekrar kavuşturmaktır. Böylelikle eserin melodik ve ritimsel yapısı bir süreliğine ortadan kalkar.
 
SİMETRİ – İki boyutlu veya üç boyutlu biçim üzerinde yer alan tüm noktaların bir eksene göre eşit halde durmaları durumu.
 
SOFİT – Arşitravın alt yüzeyindeki bezeme.
 
SONAT – Bir veya iki çalgı için yazılmış 3-4 bölümlü müzik yapıtlarıdır.
 
SONATİN – Kısa küçük sonat.
 
TENVİRAT – Eski dilde aydınlatma.
 
ULTRAVİLE IŞIK – Kara ışık, bazı nesneler fosforlu görüntü yaratan, renk uzunluğu en kısa ışık.
 
USTA – Sanatta yetkinlik aşamasına ulaşmış kişi.
 
UZAM – Uzayın sınırlanmış parçası. Sahnede ışıkla yaratılan mekân. Bir bina olarak düşünülmemelidir. Diğer binalar ve dış bahçe ile gökyüzünü de kapsar.
 
ÜSLUPLAŞTIRMA – Öğelerin doğadaki gerçeğine benzemeden o öğeyi anımsatması şematikleştirme.
 
VESTİYER – Kamuya açık binaların girişinde bulunan şapka, manto, vs bırakıldığı yer.
 

Yorumlar