Arama

KAPAT
RÖPORTAJLAR/SÖYLEŞİ

‘Firmaların Yüzde 50’sini Yatırım YapmaMAya İkna Ediyoruz’

Ana Sayfa RÖPORTAJLAR/SÖYLEŞİ ‘Firmaların Yüzde 50’sini Yatırım YapmaMAya İkna Ediyoruz’
Lightworld

09.03.2014

Türk Elektronik Sanayine hizmet veren en eski ve tecrübeli temsilcilik firması olan Esman Elektronik A.Ş. Genel Müdürü Hüseyin Türkkan, sektörde makineleşme konusunda artıları ve eksileri dile getirdi. Türkkan, ‘’Bir yatırım yapıp, bunu yüzde 20-30 kapasiteyle kullanmaktansa kapasite belli bir seviyeye gelene kadar yan sanayi firma kullanmayı tavsiye ediyoruz’’ diyor.

Hüseyin Bey bize kısaca firmanız ve çalışmalarınız hakkında hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bilişim ve elektronik sektörlerinde yaklaşık 20 senelik bir deneyimim var. Esman’da; servis mühendisliği, satış müdürlüğü gibi çeşitli görevlerde bulunduktan sonra son 5 yıldır genel müdürlük görevini yürütüyorum. 20 yıldır aynı sektörde olmanın getirdiği bir avantajla sektörün gelişimini takip etme şansım oldu. Esman Elektronik, elektronik sektöründe 30 yıllık geçmişi olan bir firma. Kurucusu Mehmet Şen. Daha elektronik sektörü çok ufak iken sektöre kaliteli malzeme, lehimleme malzemeleri getirerek girmeye çalışıyor. Daha sonra da yurt dışından uzmanlar getirerek eğitimler düzenliyor, sektöre bilgi aktarmaya çalışıyor. Zamanla da makine temsilcilikleri alarak, en son gelinen noktada da anahtar teslimi üretim çözümleri sunmaya başlıyor. Sektörün bu anlamdaki en eski firması. Her zaman satış öncesi ve satış sonrası hizmeti ön planda bulunduran; desteğiyle hizmetiyle ismini güçlendirmiş ve müşterilerini memnun etmiş bir firma.

Ne tür eğitimler ve seminerler veriyorsunuz?

Hem elektronik üretime yönelik, hem de özel proseslere yönelik; -antistatik, elle lehimleme, SMD lehimleme ve baskı prosesine ilişkin- eğitimler veriyoruz. Bizden üretim hattı alan müşterilerimize verdiğimiz eğitimler ücretsiz olabiliyor. Hemen hemen her yıl bir büyük teknolojik seminer düzenliyoruz. Bu seminerlerimize Türkiye çapında sektörün önde gelen yaklaşık 200 firmasından üretim müdürleri, üretim mühendisleri katılım gösteriyor. Seminerlerde, ‘’Sektör nereye gidiyor? Yeni teknolojiler... Daha ucuza nasıl üretim yapılır? Çin’le nasıl rekabet edilir?’’ gibi konuları işliyoruz.

Bu sayımızda ‘’sektörde makineleşme’’ konusuna yer verdik. Bu yöndeki görüşleriniz ve çalışmalarınız neler?

Makineleşme demek, üretimin artması demek. Üretimin artması da ancak pazarın genişlemesiyle ve ihtiyacın artmasıyla mümkün olabiliyor. Aydınlatma sektöründe bunu çok bariz bir şekilde görüyoruz. Yani pazarın büyüdüğünü, insanların daha çok içinde elektroniği olan aydınlatma ürünlerini tercih ettiğini görüyoruz. Led aydınlatma bunlardan bir tanesi tabii ki. Ama baktığımız zaman diğer tasarruflu aydınlatma şekillerinin içinde de elektronik var... Burada biz neler yapıyoruz? Bir aydınlatma ürününün güç tarafı olabilir veya bir led bilgisi olabilir; ledlerin içindeki elektronik kartın üzerindeki düğme olabilir. Buralarda kullanabileceği üretim hattını anahtar teslimi bir şekilde önerebiliyoruz. Sektörde birçok firma bizim makinelerimizle üretim yapıyor. Hali hazırda bizim müşterimiz olan, yan sanayi olarak çalışan birçok firma var. Onlar da yine aydınlatma firmalarına taşaron olarak çalışıyorlar. Aydınlatmanın elektroniğe göre bazı farklılıklar var: Bazı özel ledler ve özel ledlere göre özel üretim şartları var. Bu konularda da özel malzemeler, özel aparatlar geliştirerek müşterilerimizin rahat bir şekilde standart üretim yapabileceği şekilde onlara bilgi aktarımında bulunuyoruz. Aynı zamanda bizden herhangi bir gecikme olmadan üretimde kullandıkları sarf malzemesi vs.’yi günlük temin etme imkanları da olabiliyor. En kaliteli malzemeyi en doğru ve sorunsuz şekilde kullanmaları için elimizden gelen hizmeti veriyoruz.

‘’Burada en büyük gördüğümüz yanlış; fiyat avantajı çok yüksek olduğu için sektör Uzak Doğu’dan gelen kalitesiz veya ömrü çok kısa olan makinelere kayabiliyor.’’

Makineleşmeye karşı bir talep artışı var mı?

Makineleşmeye karşı bir talep artışı var tabii ki. Burada en önemli etken biraz önce bahsettiğim gibi sektördeki led aydınlatmaya karşı olan talebin artması. Burada talep artınca üretim rakamlarının da artması gerekiyor. Bu da ister istemez makineleşmeyi mecbur bırakyor. Biz isterdik ki adet bazlı değil de kalite bazlı bir makineleşme hedefi olsun. Ama maalesef daha çok adetler sürüklüyor makineleşmeyi. Sektörde çok doğru makine yatırımı yapan firmalar olduğu gibi yanlış yatırmlarla; ekonomik olarak zor durumda kalan veya beklediği üretimi yapamayan veya kalitesiz üretim yaptığı için piyasada ürünleri geri dönen firmalar da var. Tabii makineleşmenin artması bizim açımızdan çok güzel. Sektörün geleceği ve gelecekteki ihtiyaçlara cevap vermesi açısından da güzel. Biz de müşterilerimizi yanlış makineleşmeye karşı uyarmaya çalışıyoruz. Çünkü doğru proses ve makine seçimi üretimin kalitesi ve çıkacak ürünün kalitesi açısından son derece önemli.

Seminerlerinizin bu konuda ne gibi etkileri var?

Seminerlerimizin bunda kesinlikle etkisi oluyor. Ayrıca yatırım yapmak üzere bizimle temas kuran müşterilerimize kesinlikle fizibilite çalışması öneriyoruz. Yani yapılacak ya da yapılması planlanan ürünlerin özelliklerini alarak yapılması planlanan adetlere göre ‘Nasıl bir üretim hattı kurulması ve bu hatta ne kadar kişi çalışması gerekiyor; bu üretim hattı ne kadar elektrik harcar, ne kadar sarf malzemesi harcar?’ Bunların iyi bir analizini yaparak, ‘Sonuçta çıkacak ürünün kaliteli olması için ne kadar birim maliyet oluşacak?’ gibi çalışmaları yapmalarını öneriyoruz. Bunları yaparken de biz yardımcı oluyoruz.

‘’Makineleşmede en büyük avantaj; bir ürünün kalitesini oturtuğunuz zaman o ürünü aylarca yıllarca aynı kalitede üretebilmenizdir.’’

Hedef kitleye yüzde 100 ulaşabiliyor musunuz? Rekabet var mı bu konuda?

Bize göre hedef olan kitleye yüzde 100 ulaşabiliyoruz diyemeyiz. Rekabet de var. Şu şekilde; Esman Elektronik elektronik sektöründe çok büyük bir marka. Çok bilinen bir firma. Ama aydınlatma sektörü elektroniğe daha yeni yeni giriyor. Dolayısıyla aydınlatma sektöründe elektroniğe geçiş yapan firmalar elektroniği bilmedikleri için yanlış yatırım yapmaya daha açıklar. Burada gördüğümüz en büyük yanlış; fiyat avantajı çok yüksek olduğu için Uzak Doğu’dan gelen kalitesiz veya ömrü çok kısa olan makinelere talep olması...

Buradan temin ettiklerinde çok fiyat farkı var mı?

Var tabii. Bizim önerdiğimiz makineler hep Avrupa, Amerika, Japonya menşeili makineler. Çin, Kore işin içine girdiği zaman fiyatlar tabii düşüyor. Burada müşterilerin fiyat avantajından dolayı Çin menşeili ürünlere kaydığını görüyoruz. Ama onlar da bakıyoruz prosesde istenilen değerleri tutturmada, ürünün kalitesini oturtmada zorluk yaşıyorlar. Makineleşmede en büyük avantaj şudur; bir ürünün kalitesini oturtuğunuz zaman o ürünü aylarca yıllarca aynı kalitede üretebilmeniz lazım. Makineleşmeden üretim yaptığınız zaman, insana bağımlı olduğunuz zaman o insanın saatten saate değişen bir performansı oluşuyor tabii. Yorgunken farklı bir kalitede üretim yapıyor, dalgın olduğu, stresli olduğu zaman, çocuğu hasta olduğu zaman, eşiyle kavga ettiği zaman çıkardığı ürün hep farklı kalitelerde oluyor. Makineleşme bu sorunu ortadan kaldırmış oluyor. Makineleşmeyi bir prosese oturttuğunuz zaman aylarca yıllarca tekrarlanabilir bir kalitede o ürünü üretmesini bekliyorsunuz.

Bu makinelerin Türkiye menşeili olanları fazla değil herhalde?

Hemen hemen hiç yok diyebiliriz. Aslında Türkiye’de de çok teknolojik makineler yapılabiliyor. Bu makinelerin Türkiye’de yapılıp Türkiye’de pazarlanması yeterli değil. Bütün dünyaya pazarlanabilmesi lazım ki araştırma geliştirme masraflarını karşılayabilsin. Türkiye’de pazar çok büyük olmadığı için Avrupa ülkeleriyle veya Japonya ile karşılaştırdığımız zaman Türkiye’de üretimle ilgili makinelerin üretilmesi biraz uzak gözüküyor. Baktığımız zaman bu konuda lider olan Japonya olsun, Almanya olsun, Amerika olsun kendi iç pazarları bile bu tarz araştırma geliştirmeyi çok rahat takip edebilecek kadar büyük. Makine parkurunu tamamlayan bir firma komponent bazında malzemeleri yurt dışından tedarik ediyor tabii ki. Bir led olsun, kullanılan başka hammaddeler olsun yurt dışıdan geliyor ama sonuçta bunu yurt dışında üreten firmalar da benzer şeyleri yapıyor. Almanya’da üretim yapan firma da ledi Tayvan’dan, Japonya’dan alıyor. Sonuçta herkes için durum aynı aslında. Dolayısıyla makineleşen ve ürünlerini burada birleştiren veya üretimini burada tamamlayan firmalar için Türkiye’de yerli üretim yapıyor diyebiliriz.

Bu noktada ‘kalite artarken işçi sayısında da belli bir düşüş olabilecek’ diye mi düşünmeliyiz?

Kalite artarken işçi sayısında düşüş olmaz. Aslında pazar o kadar fazla genişliyor ki bir led aydınlatma sektöründe makineleşen bir firma sonuçta üretimini artırıyor ve sahip olduğu personelden daha fazlasına ihtiyaç duyuyor. Sadece üretim değil, bu ürünün paketlenmesi, satış sonrası hizmetleri, nakliyesi vs.... aslında personel artmış oluyor. Ama üretimle alakalı belki 10 kişinin yaptığı üretimi bir makine bir operatörle çok rahat yapabiliyor tabii ki. Üretim anlamında personel azalmış gibi gözükse de diğer departmanlardaki personel sayısının artması anlamına geliyor. Dolayısıyla genel anlamda personel sayısında azalma oluyor diyemeyiz.

Ürün ve sisitem çözümleriyle ilgili neler yapıyorsunuz?

Türk firmaları genelde çok girişimci oluyor. İş fırsatlarını hakikaten agresif bir şekilde değerlendirmek istiyorlar. Bu noktada bizim hedefimiz müşterilerin doğru yatırım yapması. Ve hakikaten yatırım yapacakları şartlar irdelemeye çalışıyoruz. Bize yatırım yapmak için başvuran firmaların yaklaşık yüzde 50’sini yatırım yapmamaya ikna edİyoruz. Çünkü firmanın satış potansiyelini, ürünlerini ve üretmeyi düşündüğü hedefleri incelediğimizde bakıyoruz ki planladığı adetlerde planladığı satışlarda yapılan üretim feasibly bir üretim olmayacak. Beklenen üretim kalitesine göre üretim maliyeti beklentilerin üzerinde kalacak. Biz bu müşterileri yatırım yapmamaya ikna ediyoruz. ‘Ya satış hedeflerinizi yükseltmeniz, daha yüksek çapta düşünmeniz lazım ya da elektronik üretim kısmınızı bir yan sanayici firmayla ortaklık yaparak çözmenizi rica ederiz’ diyoruz. Bir yatırım yapıp, bunu yüzde 20-30 kapasiteyle kullanmaktansa kapasite belli bir seviyeye gelene kadar yan sanayi firma kullanmayı tavsiye ediyoruz. Kapasitesi bunu karşılayan firmalar için de fizibilite çalışmalarıyla ne beklemeleri gerektiğini, ne elde edebilceklerini yatırım öncesinde net bir şekilde onlara anlatmaya çalışıyoruz. Sonradan herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmamaları için her şeyi netleştirmeye çalışıyoruz. Bu konuda çok hassas ve net hesap yaptığımız konusunda da müşterilerimizden geri dönüşler oluyor.

‘’Sektörde çok doğru makine yatırımı yapan firmalar olduğu gibi yanlış yatırmlarla; ekonomik olarak zor durumda kalan veya beklediği üretimi yapamayan, kalitesiz üretim yaptığı için piyasada ürünleri geri dönen firmalar da var.’’

Size başvuranlar belli bir üretim aşamasına gelmiş olan firmalar mı? 

Genelde şöyle oluyor: Bu firmalar bu tarz ürünleri geliştirdikleri zaman da hemen çok yüksek adet satış rakamlarına ulaşmıyorlar. Sonuçta geliştirme aşamasında zaten pilot üretimleri oluyor. Pilot üretimlerde mutlaka yan sanayi kullanıyorlar zaten. Daha sonra da belirli bir sayıya ulaşana kadar yine yan sanayi kullanmaya devam ediyorlar. Yan sanayiye üretim yaptıran bir firmanın ne zaman yatıırım yapmasının kazançlı olacağı veya o noktaya gelip gelemediğinin hesabı çok önemli. İşte biz bu noktada doğru bilgilerle bunu firmalara aktarmaya çalışıyoruz. Ancak, firmaların yüzde 80’i - 90’ı yan sanayi firmalarıyla çalışıp, üretim adetleri belirli bir sayıyı aşınca bazı problemler de yaşanıyor. Ürünlerin yan sanayiye gitmesi gelmesi, faturalaşmaları, yan sanayinin istediği zaman istediği kadar ürünü verememesi gibi sorunlar başladığında firmalar yatırım yapmaya zorlanıyor. Burada önemli olan, doğru şartların oluşması için doğru hesap yapıp, ona göre karar almalarıdır.

Yürürlüğe koymak üzere olduğunuz hedef ve projeleriniz var mı?

Mesela güneş enerjisi konusu çok revaçta. Bizim de güneş enerjisi ve güneş enerjisinin kullanımı ile alakalı projelerimiz var. Bu konuda ilgili yeni ortaklıklar oluşturmaktayız. Bu da enerji verimliliği ile alakalı. Zaten büyük holdinglere, büyük şirketlere baktığınız zaman hemen hemen hepsinin Ar-Ge departmanları var veya sürekli fizibilite yaparlar. Enerji aslında günümüzün en önemli konularından biri. Dünyadaki kaynakların verimli yönetimi çok önemli. Dolayısıyla şu anda da aydınlatma sektöründe düşük enerji tüketen ledlerin bu kadar revaçta olmasının sebebi de o. Enerji verimliliği, düşük enerji ile yüksek verim elde edilebilmesi... bunlar en önemli konular...

Yorumlar