Arama

KAPAT
RÖPORTAJLAR/SÖYLEŞİ

Çağı Ve Çağdaş Yaşamı Yansıtan Kentler-Müjgan Şerefhanoğlu Sözen

Ana Sayfa RÖPORTAJLAR/SÖYLEŞİ Çağı Ve Çağdaş Yaşamı Yansıtan Kentler-Müjgan Şerefhanoğlu Sözen
Lightworld

09.03.2018 16:34

“Kent aydınlatması, emniyet ve güvenlik konularını kapsayan yaya ve araç trafik yollarının ve meydanların aydınlatılması olmayıp, kenti, gerek görsel gerekse kullanım açısından çekici kılan kenti güzelleştiren tüm öğeleri kapsamaktadır.”

Aydınlatma Türk Milli Komitesi (ATMK) kurucu üyesi ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Müjgan Şerefhanoğlu Sözen, İstanbul Master Planı ve kent aydınlatması ile ilgili çalışmalarını ve fikirlerini bizimle paylaştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi arasında 1990 yılında imzalanan protokol kapsamında İstanbul için Kentsel Tasarım Klavuzu’nun hazırlanmasında da öncülük eden Müjgan Şerefhanoğlu Sözen, Mimarlık Bölümü’nde Yapı Fiziği Bilim Dalı, Yapı Fiziği Laboratuvarı ve Yapı Fiziği Bilim Dalı Lisansüstü programının kurulmasında etkin görev aldı. Yurtdışında birçok ülkede mimarlık ve aydınlatma konularında incelemeler yapan. Müjgan Şerefhanoğlu Sözen, aydınlatma  akustik ve ısı-güneş konularında ölçme, rapor ve proje çalışmalarını yönetip, danışmanlık yapmış bir bilim insanı. Dosya konumuz olan aydınlatma master planını, yaptığı akademik çalışmaları ile yetkin bir isim haline gelmiş Müjgan Şerefhanoğlu Sözen ile birlikte değerlendirdik.

Müjgan Hanım siz Türkiye’de kent aydınlatması konusunda hem önemli akademik çalışmalar yapmış hem de yurtdışında birçok bilimsel çalışmaları ve yayınları olan bir isimsiniz. İlk sorum  İstanbul Büyükşehir  Belediyesi ile ortaklaşa yürüttüğünüz Kentsel Tasarım Klavuzu ile ilgili olacak. Nasıl bir çalışmaydı ve ne gibi süreçler yaşadınız?

Bu proje çok kapsamlı, 2.5 yıl süren bir çalışmaydı. Ben o dönemde İstanbul’u gece gündüz çok yakından inceledim. Bu inceleme sırasında İstanbul’un özellikle geceleri çok karanlık olduğunu , çok az aydınlatıldığını ve bu aydınlatmalarda yanlışların çok olduğunu farkettim. Enerjinin boşa harcandığı ve uygulamalar arasında tutarlılığın olmadığı bir aydınlatma vardı. İstanbul’un özellikle pazar sabahları ve akşamın geç saatlerinde, ortalıkta kimseler yokken kentin tümünü daha iyi algılamak için yaptığım çalışmalar, İstanbul’da böyle bir eksikliğin varlığını bana hissettirdi. Aydınlatma yönünden bir master planının yapılması, kentin tümünü ele alarak planlama yapmak anlamına geliyor. Bu sebeplerden ötürü 1997 yılında projeyi hazırlayarak, araştırma projesi olarak üniversiteye sundum, proje kabul edildi.

Peki uygulanabilir bir master planının aşamaları nelerdir?

Aydınlatma master planı hazırlık çalışması çok yönlü bir iştir. Çünkü master planın değişik aşamaları var. Bunlardan bir tanesi ve ilki planlama aşaması. İkincisi uygulama ve son olarak da bakım/kullanım aşamasıdır. Bu aşamalarda her biri için o kadar çok faktör var ki örneğin enerji temininden, enerjinin korunumuna, tasarımdan ekonomik güce kadar. Ve bunlarla ilgilenecek, bakımını yapacak olan kişiler kim… Bu ve bunun gibi etmenlerin hepsi master planın aşamaları arasındadır. Özellikle geçen yüzyılın ikinci yarısından sonra bilim ve teknolojideki gelişmelere koşut olarak aydınlatma tekniği gelişimini sürdürmüş ve bu sürece bağlı olarak her geçen gün yeni ürünler ortaya çıkmıştır. Bu gelişmeler kent aydınlatması için de yeni birçok olanak sağlamıştır. Kent aydınlatması, emniyet ve güvenlik konularını kapsayan yaya ve araç trafik yollarının ve meydanların aydınlatılması olmayıp, kenti, gerek görsel gerekse kullanım açısından çekici kılan kenti güzelleştiren tüm öğeleri kapsamaktadır. Tüm bu hazırlık ve uygulama aşamaları, kent açısından önemli ve ilginç olan yapı ve mekanların işlevsel, tarihi, sosyal, estetik önem ve anlamlarının ortaya konması, vurgulanması gibi türlü yönlerden önem taşımaktadır.

İstanbul merkezli konuşmak gerekirse master plan uygulamaları ile muhatap olan kurum kimdir ?

İstanbul’un bu kadar büyük ve kalabalık bir şehir olması bir bakıma şanssızlık. Her konu farklı kurum ve kuruluşlarla ilgili. Örneğin; camiler vakıflara bağlı, kimi bina ve alanlar belediyeye kimisi de bakanlığa bağlı. Ancak master planı ile ilgili konu belediyeye bağlı olmalı diye düşünüyorum. Bu işi iyi yapan bir kente örnek vermek gerekirse; Fransa’nın Lyon kenti aydınlatma master planı için yıllar önce bir grup oluşturdu. Bu grupta; aydınlatma uzmanları, mimarlar, işletmeciler, elektrik mühendisleri, kentsel tasarımcılar bulunuyor. Tüm bu kişiler bir araya gelerek Lyon kenti için nasıl bir aydınlatma gerektiğini konuştular, tartıştılar ve bir karara vardılar. Özel binaların yatırımına mülk sahipleri de katkıda bulunurken, tüm giderler belediye tarafından karşılanıyor. Bu arada bazı sivil toplum örgütleri ve vakıflar da yardımcı oluyor. Yani her ülkenin değişik uygulamaları var diyebiliriz.

Mastar plan konusunda sizin oluşturduğunuz bir model var mı?

Ben kendi çalışmalarımda İstanbul için bölgeleme çalışması yapıp, neler ön planda tutulmalı sorusuna yanıt aradım. İlk etapta 4 bölge oluşturuldu. Bunlar; tarihi yarımada, Boğaziçi, Galata-Pera ve son olarak da Haliç idi. Bu bölgelerle ilgili detaylı çalışmalar yapıldı, fotoğraflar çekildi, binaların durumu belirlendi, mevcut aydınlatmalar değerlendirildi ve ölçümler yapıldı. Bazı kriterler baz alınarak hangi aydınlatmaların doğru ve hangi aydınlatmaların uygun olduğuna karar verildi.  Ancak şu an İstanbul hızla büyüyen ve daha da büyüyecek olan bir kent. Bizim yaptığımız çalışma belirli bir bölümü kapsıyor. Bizim burada temel ölçütümüz, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip, İstanbul’u simgeleyen ve İstanbul denince herkesin aklına gelen bölgeler oldu. Üç imparatorluğa başkent olmuş bir kentin, tarihi değerlerinden ve öneminden bahsetmeye bile gerek yok.  Bu sebeple İstanbul’da uygulanacak aydınlatma master planında ilk olarak tarihi kimliğin ön plana çıkarılması gerekir. Ancak İstanbul’un o kadar çok tarihi değeri var ki hepsini aydınlatmaya ne bütçe ne de enerji yetmez. Bu sebeple belirli kriterler oluşturulup, tarihi değer açısından dünyaca önemi olan yapıtlar ortaya çıkartılıp kent bütünlüğü içinde bir senaryo dahilinde aydınlatılmalıdır.  Ayrıca İstanbul’daki Beşiktaş’tan Ayazağa’ya giden aks gelişme bölgesi ve yüksek binalara sahip. Bu bölgenin de kendine özgü bir güzelliği var. Master plan kapsamında bu akslar üzerindeki kentsel değerler de ele alınmalıdır. Kısaca özetlemek gerekirse İstanbul’a uygun bir kent aydınlatması iki grupta ele alınmalıdır. Bunlardan ilki; kent aydınlatması bir dış aydınlatma konusu olduğu için, yollar, meydanlar, havalimanları, garlar gibi daha çok ulaşım noktaları güvenlik ve emniyet ağırlıklı parametrelerle aydınlatılmalıdır ve bu çok teknik bir konudur. Ancak benim mimar olmamdan kaynaklı daha çok üzerinde durduğum konu, kentsel değerler açısından, kentin kimliğini ön plana çıkaran, kentin güzelleşmesini ve albenili bir hale gelmesini sağlayacak olan yapıtların aydınlatılmasıdır. Bunlar üç boyutlu yapıt sınıfına giren tarihi, sosyal, mimari ve sanat ağırlıklı değerleri olan camiler, saraylar, kiliseler gibi ayrı fonksiyonları bünyesinde barındıran yapılardır. Bunun yanı sıra yayaların kullandığı mekanlar, AVM’ler, göletler, alışveriş merkezinin içindeki yapay süs havuzları gibi bir takım kenti süsleyen rekreasyon alanları da kentsel tasarım öğeleri arasına girer. Boğaziçi köprüsü gibi daha çok mühendislik ağırlıklı eserler de bu grupta yer alır. Burada önemli olan gündüzleri hafızalarda yer alan görüntülerin geceleri de aynı etkiyi yaratmasıdır. Bu öğelerin vurgulanması, aydınlatılacak olan alanın çevreyle olan ilişkilerinin belirlenmesi gerekir. Tüm bu sebeplerden ötürü belirli görüntülerin, belirli imaj noktalarının, belirli perspektiflerin ortaya çıkarılarak değerlendirilmesi gerekir.

Şu an tüm dünyanın bir enerji sorunu ve belirli ülkelerin ise enerji politikaları var. Türkiye alternatif ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmeye daha yeni başladı. Ve enerji politikaları kapsamında özellikle kent aydınlatmasında tasarrufa gitme gibi bir politikası var. Kent aydınlatması ve enerji politikaları hakkında düşünceleriniz nelerdir? Alternatif çözümler üretilebilir mi?

Kent aydınlatması denildiğinde herkesin aklına çok fazla enerji harcanıyor gibi bir fikir gelebilir. Ancak lambaları azaltmakla tasarruf olmaz. Enerjinin doğru kullanımı birçok etkene bağlı. Türkiye’de eskiden birkaç tip lamba bulunuyordu. Ancak bugün çok çeşitli lambalar bulunuyor ve çoğu da enerji tasarruflu. Örneğin halen daha gelişimini sürdüren LED’ler enerji açısından uygun olabilir ve zaten aydınlatmada önemli olan da uygun lambayı seçmektir. Keza artık güneş enerjisi ile enerji ihtiyacını karşılayan aydınlatma ürünlerinin olduğu bir teknolojiye de ulaştık. Burada ortaya konulması gereken nüans enerji harcamakla, enerjiyi boşa harcamaktır. Bunları birbirinden ayırmak gerekir. Nicelik ve nitelik yönlerden yapılan yanlışları en asgari düzeye indirmek hatta ortadan kaldırmak için bilirkişilerle işbirliği yapılmalı. Işık, bilim ve teknik konusudur. Rasgele lamba takıp sökerek bir yere varılamaz. Örneğin halen daha evine 10/15 tane lamba ile çalışan avize kullanan insanlar var. Bunlar hem aydınlatma için gereken ışığı vermez hem de gereksiz bir enerji israfına neden olur. Bu bilincin ilkokul çağında eğitim ile insanlara verilmesi gerektiğine inanıyorum. Bunun gibi yanlış aydınlatma yapan birçok bina var ve öncelikle bu yanlışlar düzeltilmeli.

Peki İstanbul’un son dönem silueti ile ilgili neler söylemek istersiniz? Sizin gibi İstanbul aşığı bir mimar, son dönemlere sıkça görmeye alıştığımız gökdelenler ve onların aydınlatması ile ilgili neler düşünüyor?

İstanbul’un kendine has çok özel bir tarihi silueti var. Bu tarihi siluet özellikle tarihi yarımada ve Boğaziçi’nde daha da belirgin. Maalesef bu tarihi dokunun arkasında birtakım gökdelenler var. Bu gökdelenler ön plana çıkar hale geldiğinde beni de çok rahatsız ediyor. Çünkü konuyu bir mimar olarak ele aldığımda bu yapıların tarihi dokunun önüne geçmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu, gökdelen karşıtı bir insan olduğum olarak algılanmasın. Aydınlatma açısından baktığımda kentsel tasarımda tarihi dokunun önüne geçecek herhangi bir aydınlatma kentin değerini zedeliyor, kent ölçeği bozuluyor, çelişkiler doğuyor. Yani gelişen bir dünyada elbette gökdelenler de olacaktır ancak bu yapıları getirip Dolmabahçe Sarayı’nın sırtına yapıştırmanın hiçbir anlamı yok. Bugün gelişmiş, akıllı hiçbir ülke kendi tarihine zarar verecek uygulama yapmıyor. Aklı başında ülke ve kentler tarihini ve kent bölgelerini çok iyi koruyor.

Mügan Hanım tüm bu değerli bilgi ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyoruz. Biz de dergi ekibi olarak umut ediyoruz ki iyi, doğru ve sağlıklı aydınlatılmış estetik kentlere kavuşmamızda bir katkımız olsun. Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Bu konu o kadar derin bir konu ki aslında sayfalar yetmez. Aydınlatma yaşamsal boyutu olan, dinamik bir konu. İnsanların doğru aydınlatılmış kentlerde yaşaması, doğru aydınlatılmış ofislerde sağlıklı bir şekilde çalışması çok önemli. Çünkü ışık; konforu, sağlığı, verimi ve algıyı etkiliyor. Bu sebeple aydınlatmayı doğru tekniklerle uygulamak ve bunun estetik yanını da göz ardı etmemek gerekiyor. Son olarak derginizin dosya konusu master plana değinmek gerekirse, artık aydınlatmasız bir kent düşünmek imkansız. Ama bu aydınlatmanın; tekniğe uygun, kenti güzelleştiren,  o kente değer katan ve enerjisini de etkin ve doğru bir şekilde kullanan bir aydınlatma olması gerekir. Bunun için de, doğru kişilerle, bütüncül bir plan-program doğrultusunda ilerlemek gerekir. Ayrıntılı ve kapsamlı bir planlama ile ele alınmış, çağdaş aydınlatma tekniğine dayalı bir kent aydınlatması, çağı ve çağdaş yaşamı yansıtan önemli bir gösterge olduğu gibi, kentin gece yaşantısını ve kullanımını da kolaylaştıran, kentin sanatsal, kültürel, doğal güzelliklerini gösteren, bilim ve teknolojinin getirdiği yenilik ve olanaklardan yararlanarak yapılan, ışık gösterileriyle kenti çekici kılan, kentle ilgili izlenimlerin belleklerde yer etmesini sağlayan vazgeçilmez bir öğedir.  Bu arada yapılan aydınlatmaların ışık kirliliğine yol açmayacak biçimde olması gereği de kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

 

Prof. Dr. Müjgan Şerefhanoğlu Sözen

Yorumlar