Arama

KAPAT
RÖPORTAJLAR/SÖYLEŞİ

Bağımsız Aydınlatma Tasarımcısını Oluşturan Bileşke; ‘GÖZ ve GÖRGÜ’

Ana Sayfa RÖPORTAJLAR/SÖYLEŞİ Bağımsız Aydınlatma Tasarımcısını Oluşturan Bileşke; ‘GÖZ ve GÖRGÜ’
Lightworld

26.09.2013

Zeki Kadirbeyoğlu’nu biraz tanıyabilir miyiz?z.kadirbeyoğlu21962 Ankara doğumluyum. 1980 Robert Kolej mezunuyum. Lise dönemimden beri aydınlatmaya karşı ilgim vardı. O zamanlar okulda davetler yapılırdı. Balolar yapılırdı. Söküp takmaya, müzik aletlerini tamir etmeye, model yapmaya çok meraklıydım. Hem gözüm, hem de el becerilerim kuvvetli. İTÜ’yü bitirdikten sonra yurt dışında master yaptım . Bu arada çalışmaya devam ettim. 1983 yılında aile şirketimiz olan Kadirbeyoğlu İnşaat’ın elektrik firmasında yarım gün stajyer olarak çalışmaya başladım. Orada ilk defa inşaat dünyası, projeler, büyük barajlar, termik santraller, inşaat-şantiye deneyimlerim başladı. Okulu bitirdiğim sene 1985 yılında 1 seneliğine Amerika’ya gittim. Orada birçok şeyi gördüm. Dönüşte 1986 yılında ilkokul sınıf arkadaşım Soyak İnşaat’ın sahibi Erkut Soyak ile birlikte saha mühendisi olarak işe başladım. Sonra beni mühendis olarak Mekke’deki projelerine aldılar. 16 ay, 1988 Mart’ına kadar Mekke’de kaldım. İlk defa aydınlatma ürünleri teknolojisi konusunda orada tecrübe sahibi oldum. Çünkü dünyanın en iyi malzemeleri oraya geliyordu. Çok büyük bir proje yapıyorduk. Türkiye’de o senelerde malzeme yok, ithalat yok, döviz yok, hiçbir şey yok! 1988’de döndüm; bazı arkadaşlarım Total isminde bir şirket kurmuşlar, bana ortaklık teklif ettiler. Kabul ettim. Ne iş yapacağımızı bilmeden o şirkette çalışmaya başladık. Tam Özal’ın otel furyası zamanı. Ankara Hilton yapılıyor; Güney’deki oteller daha yeni yapılıyor... Sevdiğim bir arkadaşımın kanalıæyla bir Alman aydınlatma firmasıyla temasa geçtik. Bir şans eseri diyeyim, dünyanın en büyük mimari aydınlatma firması Erko ile tanıştık. Mektup yazdık o zaman... Neyse Erko ile çalışmaya başladık. 1 sene anlaşma yaptık. Antalya’da pekçok turizm projeleri yapmaya başladık. Antalya Falez, Sheraton, Hilton, Çırağan Sarayı, Polat Rönesans... tamamen aydınlatma tasarımı... mimarlarla birlikte tasarımı yapıyoruz ve ürününü satıyoruz. Antalya Falez’i yaparken 30 tip kompakt floresan ampül kullanmıştık. Türkiye’ye ilk kez kompakt floresan ampülü soktuk. O dönem 30’a yakın 5 yıldızlı otel yaptık. Sonra bankalar başladı; Finansbank, Akbank, Demirbank Genel Müdürlüğü... 1993-1994’de Ayasofya’nın aydınlatma tasarımını yaptık.Bizlere ‘’bağımsız aydınlatma tasarımcısı kimliği’’nden bahseder misiniz? Bu bağlamda ZKLD’nin kurulum aşamasında amaç ve ilkeleri nelerdi? Aslında hepimiz bağımlıyız. Sektöre bağımlısınız, üreticilere bağımlısınız. Buradaki bağımsızlığın aslında amacı şu: Diyelim ki Türkiye’de 100’e yakın armatür üreticisi var. Ben onun bir tanesini seçip devamlı onun ürününü kullanmıyorum. Ben illa o marka ve o kataloğa bağlı değilim. Ben bütün kataloglardaki bütün ürünleri kullanabilirim. Yeter ki o ürünler bizim yapmaya çalıştığımız ışık ortamında görev yapabilecek özelliklere haiz olsun… ‘’Bağımsız’’ kelimesi herhangi bir üreticiden bağımsız anlamındadır. Ben aydınlatma tasarımı yaparken benim 10 tane markam vardı. Sadece onların ürünlerini kullanıyordum. O armatürü aldığınız zaman onun içinde benim hizmet bedelimi de ödüyordunuz. Biz şimdi bağımsız danışmanız, müşaviriz; hem de tasarımcı kimliğimiz var.İşimiz zorlaştı; şu anda ben 500 markayı bilmek zorundayım, hepsinin teklojik faklılıklarını bilmek zorundayım. Sonuçta yine bağımlısınız. Kime bağımlısınız? Bu sefer bütün sektöre… Ama bazen o bütün firmaların yaptıkları ürünler de yetmiyor, başlıyorsunuz özel ürün tasarlamaya... İşvereniniz diyor ki; ‘’Ben aydınlatma armatürü imal edeceğim, ben neyi imal edeceğim bana göster… ‘’ Tüm üreticilere karşı eşit mesafedeyim. ... İyi bir eğitim şart, ama o gözün oluşması ışıkla nasıl oynayacağını bilebilmen için de tecrübe şart. ‘’Sen bu işi sırf tasarım olarak yap’’ diye çok talep oldu. ZKLD’nin kuruluşu da bu doğrultuda gerçekleşti. Benim asıl işim tasarım. Ben mesleğimi uygulamak için senelerce uygulama yaptım. Tabii bu uygulamanın bana getirmiş olduğu çok büyük tecrübeler ve bilgi birikimi oldu.‘’Türkiye’de de büyük bir değişim var. Fakat firmalardaki teknik bilgi birikimi, teknik insanlar o kadar sayılı ki, en az bizim kadar bilgi sahibi olan veya bizden biraz daha üst bilgiye sahip olanlar bir elin parmaklarını geçmez. Türkiye’deki çok haksız rekabet koşullarından dolayı firmalar insana yatırım yapamıyorlar.’’z.kadirbeyoğlu2Türkiye’de aydınlatma tasarımcısı olmanın hatta bağımsız olabilmenin zorlukları var mı, varsa nelerdir? Bu konuya gönül verenlere tavsiyeleriniz neler?Her işin kolaylığı olduğu gibi bu işin de zorluğu var. Mühim olan yaptığın işi hem sevmek, hem de gönül vermek.  Yaptığın işi hem sevmek, hem de saygı duymak çok önemli. Çünkü bu iş, bir doktor gibi özel hayatından zaman vermeye bağlı. Ben mesleki kitaplar okumak zorundayım, roman okuyacak vaktim yok. Mesleki yazıları, kongre notlarını okuyacağım. Sürekli kendimi geliştirmem için vakit vermem lazım. Bunu da sevmezsen, istemezsen yapamazsın.Aydınlatma tasarımcılığı Türkiye’de hangi tarihlerden itibaren anlam buldu ve piyasada kabul görmeye başladı?Eskiden beri var mesela; Erol Çığırgan. Erol bey müze konusunda çok uzmandı. Total döneminde Ayasofya’yı yaparken, Topkapı Sarayı’nın teşhir aydınlatmalarını yaparken hep Erol Bey’le çalıştık. Bu tamamen şahsi merakla, şahsi inisiyatifle birkaç kişide olan bir bilgiydi. O zaman bilen çok az insan vardı. Bağımsız mimari aydınlatma tasarımcılarının piyasada kabul görmesi son 7-8 sene içindedir. (Amerika’da 50 sene, Avrupa’da ise 30-35 sene...) Biz kurallar kavramlar olarak çok gerideyiz. Ben diğer firmamda işlerimi çok büyüttüm ve firma yöneticisi durumuna geldim. 14 kişi çalışıyordu. Gittikçe içime kurt düştü. Ticari bir faaliyetin içinde olduğunuz zaman artık tasarım işin sadece belli bir segmenti olarak kalıyor. Asıl işi ticaret yapıyor. Bu ticaret hayatında da birçok kez büyük krizlerle karşılaştık. Sen mühendissin, finans konusunda da çok büyük bilgilerin yok. Bütün bu büyük krizlerde sen yapıyorsun yıkılıyor, sen yapıyorsun yıkılıyor. En son 2001-2002 krizi… tadım kaçtı! Ben kendi özüme döneyim dedim. Çok değerli iki meslektaşımla birlikte 2007’de yavaş yavaş ilk olarak Bodrum’da Kuum Otel projesine başladık. Ve o yaz Çeşme’de Enver Babaş’ın yaptığı ‘’7800 projesi’’ başladı. O projeyle de birlikte çalışmalarımıza hız kazandırdık. Sektörün içindeki 45-50 yaş grubundaki pek çok insanla beraber büyüdük.Aydınlatma tasarımı sektörünün öncüsü olarak bildiğimiz ZKLD, büyük çaplı hangi ulusal ve uluslararası iş birlikleri içerisinde?Daha çok uluslararası iş birliğim var. Biz bütün üretici firmalardan destek alarak hizmetlerimizi sunuyoruz. Onlar da bize destek veriyorlar, numune yapıyorlar. Sektörle çok iç içe haldeyiz ama uluslararası bazda da iş birliklerimiz var. Mesela Dubai’deki bir projemizde bir bölgemizi çok özel tasarımları olan uluslararası çok ünlü bir ışık tasarımcısı ile birlikte yapıyoruz. Bu tarz noktasal birlikteliklerimiz var. IALD – International Association of Lighting Designers; Amerika kökenli bir kuruluş. Diğeri de PLDA; The Professional Lighting Designers' Association; içinde hem Uzak Doğu’yu hem de Amerika’yı barındıran bir kuruluş. Ben PLDA üyesiyim. Her 2 senede bir kongrelerimimiz var. Bu sene 4.’sü olacak. Bu sene Kophenang’daki kongrede ilk kez bir Türk aydınlatma tasarım firması olarak sunumumuz var Kasım ayında. Zorlu Center’ın projesini anlatacağım. Sunumlar 1,5 saat sürüyor. Proje Ağustos’ta bitiyor. Ağustos’ta ışıklarımız yanacak. Bu sene de Türk meslektaşım Emrah Baki Yücel, oradaki çalışmalarla ilgileniyor. Oraya çıkıp sunum yapmak da öyle kolay bir şey değil. Biz ön elemeye girdik. Ve Kasım ayında uluslararası dergide de yer alacağız. Bu sektör için çok önemli. Yanımda 2 kişi var, 35 aydır Zorlu’da yanımdalar. O gençler için de çok önemli. Büyük bir heyecanla canla başla çalışıyorlar.------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 ‘’İngiltere’de çok sert kurallar var. Aydınlatma tasarımcıları kurallarla son derece cendereye alınmış durumdalar. Türkiye’de kimsenin umurunda değil. Çünkü Türkiye’de kural yok! Aydınlatmanın daha kuralı yok!  Bu tip bilinçler yeni oluşmaya başladı. Biz dikkat ediyoruz, bu konuda hassasız.’’
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 Özellikle Zorlu Center’da nasıl bir süreç işlemekte ve bu projenin kapsamı nedir?
Dünyanın şu anda en büyük projelerinden birini yapıyoruz Zorlu Center’da. Neredeyse yüzde 60-65 yerli ürün… Biz yine çok iyi duruma geldik. Tabii Çin faktörü de burada çok önemli. Çin ürünleri bu ülkeye çok rahat giriyor; Almanya’ya veya İngiltere’ye bu kadar rahat giremiyor. Bizim bütün standartizasyon, TSE vs. hâlâ çok karmakarışık. Bizim ülkemize çok çok rahat giriyor. Yerli sanayinizi de koruyamıyorsunuz bu şekilde. Bilgi birikimi olarak şunu da çok rahatlıkla size söyleyebilirim; daha yeni Interlight Fuarı’nda konuşuyorduk. İnsanlar bir şekilde o tesisleri kurmuşlar, bu işe gönül vermişler büyük yatırımlar yapmışlar ama, ‘’Tekrar doğsam, ben aydınlatma sek töründe bunları yaparım’’ diyen nerdeyse yok gibi. ... Zorlu Projesi, çok amaçlı kullanım diye tabir edilen bir proje kapsamında. M2 olarak Türkiye’nin en büyük projelerinden biri. Içinde konut, residance, ofis, alışveriş merkezi, performans sanatları merkezi gibi bölümleri barındırıyor. 5 bünyeyi barındıran bir tesis, dış mekânda ise açık mekân; çocuk oyun alanları, spor sahası, tenis kortu ve birçok havuz bulunuyor. 200 bin m2’’nin üzerinde otoparkımız var. Yüzde 99 LED tabanlı ürünler yapıyoruz. Tahmin ediyorum, Türkiye’deki beton üzeri en geniş yeşil alana sahip projedir. Tüm gördüğümüz kabuki bölgesinin üzeri tamamen orman. Biz nasıl dahil olduk? Direkt proje iki mimari firma; Tabanlıoğlu ve Emre Arolat Mimarlık tarafından yürütülmekteydi. Detay mimarlığını Emre Arolat üstlenmişti. Beni projeye davet eden de Arolat oldu. Projenin kavramsal tasarımı, tasarım geliştirme ve bütün ihale dosyasının hazırlanma kısmını yaklaşık bir seneye yakın süre ben, ekibim, Arolat’la birlikte hazırladık. Otelin içini (Raffles Hotel) Amerikalı HBA diye bir grup yapıyor; onların da kendi aydınlatma tasarımcıları var. İhale sonrası olan bölümü ise Zorlu’nun danışmanı ve müşaviri olarak yürütüyoruz. Hem de revizyonları yapıyoruz sürekli... Aydınlatma tasarımcısıyız ama şu anda projeyi geliştiren işveren. Mimarın onaylamadığı hiçbir şeyi yapmıyoruz.Geçtiğimiz 12-15 Mart’ta Fransa’nın Cannes şehrinde yapılan, dünyanın emlak pazarı kabul edilen MIPIM’E katılan tek aydınlatma firması olarak Türkiye’yi temsil ettiniz. Bu bağlamda MIPIM deneyimlerinizden bahseder misiniz?1780 firmada bir tane aydınlatma tasarımcısı firma yok çünkü burası direct aydınlatma tasarımının mercii değil. Ama endirekt olarak da dünyadaki tüm yatırımcıların, dünyadaki tüm proje geliştiricilerin, dünyanın tüm önemli mimarlarının katıldığı bir fuar. Sadece fuarla paralel olan inovasyon kongresinde çok ünlü mimarlar gelip konuşma yaptılar. Paneller yaptılar. Bütün bu disiplinlerin bir arada buluştuğu fuarda proje geliştiriciler vardı; Ağaoğlu, Sarp Gayrimenkul, Varyap, Zorlu vardı. Ama onun yanında Öncüoğlu Mimarlığın da stantı vardı. Bizim standımız 20m2 Türk çadırının içinde idi... ... Siz fuara katıldığınız zaman organizasyon firması size bir şifre veriyor ve sitesine giriyorsunuz. O fuara gelecek her şahısı, 18 bin kişiyi tek tek görüyorsunuz. Ve tek tek mesaj atıyorsunuz. Bizim içeride arkadaşlarımız bunun içinden seçtiğimiz 3 bin kişiye mail attı tek tek. Kendimizi tanıttık ve duyurduk. Fuarda açılış günü Kadir Topbaş açılışımızı yaptı. Ağaoğlu kendisi geldi 15 dakika durdu, ne iş yaptığımızı anlattırdı. 2. gün Ceo’su Hasan Bey’le ve 3. gün ekibiyle beraber geldi. Türkiye açısından hiç kimsenin bilmediği bir konuyu ben onlara tanıtmış oldum. Fuar sonrasında da aktivitelere devam ediyoruz, fevkalade memnunuz . Çok büyük yatırım yaptık, ama ümit ediyorum ki orta ve uzun vadede faydalarını göreceğiz. Tamamen profesyonele yönelik bir fuar. Bir kişinin giriş bedeli 1650 Euro. Fuarda, Otosan Sanayi Sitesine yaptığı çok büyük projesi olan kule ile Sarp Gayrimenkul en büyük ödülü aldı.Enerji tasarrufu önceliği ile yeşil enerjiyi gözeten ZKLD, bu alanda neler yapıyor ve nelere dikkat ediyor?Burada uluslararası standartlara çok önem veriyoruz. Şu ana kadar yaptığımız projeler içersinde Piri Reis Üniversitesi Breem denen ingiliz sistemine göre katagorize oldu. Proje tasarımında, daha tasarım aşamasında en iyi ödülü aldık Breem bütün bina ile ilgili enerji tasarrufunu kapsamaktadır. Biz şu ana kadar ZKLD olarak hem Leed, hem de Breem‘li bir çok bina yaptık. Burada AB kriterleri yeterli. Bu kriterlere uyduğunuz sürece; -lux seviyelerine, 1m2’ye düşen güç seviyesine-, dış cephede de Avrupa Aydınlatma Komisyonu’nun belirlelediği kriterlere uyduğunuz, -üst yarı küreye ışık atmadığınız- sürece, belli cephede belli elektrik güçlerini tüketmenize izin var. Bunların içinde kalmaya biz gayret ediyoruz. Ama bizim için çok tariihi bir binada eğer tasarımınızdan çok büyük tavizler vermeniz gerekiyorsa burda da çok ciddi düşünüyoruz. Enerji tasarrufu okey ama projeyi de mahfedemeyiz! Bu konuda bütün kongrelerde bu konular konuşuluyor. İngiltere’de çok sert kurallar var. Aydınlatma tasarımcıları kurallarla son derece cendereye alınmış durumdalar. Türkiye’de kimsenin umurunda değil! Çünkü Türkiye’de kural yok! Aydınlatmanın daha kuralı yok! Bu tip bilinçler yeni oluşmaya başladı. Biz dikkat ediyoruz, bu konuda hassasız. Zaten yaptığımız yeni jenerasyon bütün binalarda güvenilir olduğu ölçüde kullanıyoruz. Bunu sadece tasarrufa yönelik olarak kullanmak yetmiyor, mutlaka projenin de gereksinimleri doğrultusunda ışık kaynakları kullanıyoruz. Aydınlatma kontrol sistemleri  kurmak zorundasınız ve gün ışığına bağlı olarak kısmak zorundasınız.Aydınlatma vurgusunda tasarım bir sanattır diyorsunuz hep. Mesela bunu Vakko mağaza aydınlatmasında ne derece görebilmekteyiz? Vokko’yu çok önemsiyorum. Vakko bize Şubat ayında geldi. Meslek hayatım içinde hem rahmetli Bay Vitali ile hem de Cem Hakko ile çalışma imkânım oldu. Dönemsel olarak bir çok mağazalarını yaptım. Ama tasarımcı ve danışman olarak ilk defa bize geldiler. Vakko Türkiye’nin en çok marka bilinirliği olan köklü firmalarından biri. Bugüne kadarki denemelerinde mağaza ışık renklerinde doğru ışık rengini alamamışlar. Mağazacılıkta hem doğru ışık rengini alacaksınız, hem de mağazayı bununla birlikte serin tutacaksınız. Isı yapmayacaksınız. Buralar tamamen kapalı, güneş ışığı hiç almayan mahaller. Ve renkleri de doğru göstereceksiniz.  İşveren de içeride ışık gölge oyunları istiyor; her yer aydınlık olmayacak... ‘’Madem bu kadar önem veriyorsunuz, gelin bir cesaret biz bunu LED ile yapalım’’ dedik.  LED’le ilgili endişeleri çok fazlaydı. Çünkü sanayi LED konusunda doğru şekilde komünikasyon yapmıyor. Sizin derginiz bu konuda çok önemli. Bütün yayınlar önemli. Biz testler ve toplantıların sonucunda yapmak istediğimizin bir gömlek altını yapabildik zamandan dolayı. İnşallah Zorlu Center’daki 3000 m2 mağazada yapmak istediğimiz renk geriverimini de uygulayacağız.Aydınlatma tasarımı ile değişen mekân ve deneyim algısı sizce nasıl tarif edilir? Ve tasarımın önemi nedir?Herhangi bir mekân içinde bir proje içinde veya dışında 100 farklı tasarımcının 100 farklı fikri olacaktır. Aydınlatma tasarımının da zaten güzel tarafı budur. Siz mekân içinde yaptığınız tasarımla bu mekân içindeki algıyı tamamen değiştirebilirsiniz. Biz ilk proje konseptini sunarken 4-5 veya 8 alternatif sunduğumuz oluyor. Çünkü hepsinin algısı farklı, verdiği mesaj farklı. Siz bir restoranın içindeki aydınlatma sistemi ile o restoranı çok farklı şekilde de algılatabilirsiniz. Dolayısıyla bütün mekân algısı içinde o mekânın insanlar üstündeki algısını değiştiren 2 şey var: Biri ışık, biri renk seçimleri. İkisi de birbirine bağlantılı ve çok önemli. Mimarın seçtiği renklere biz çok fazla müdahil olamıyoruz. Kullandığı renkler parıltılar ve parlaklıklar, zemin... Tasarımın tabii direkt olarak önemi var. Burada en önemli şey aydınlatma tasarımcısı ile birlikte mimarın ya da iç mimarın birlikte çalışması... Renk ve ışık... ikisinde de beraber çalışması önemli. Mimari hatayı kapatabilirim ama mekân algısı içindeki kötü tasarımı yok edemem.Aydınlatma ve aydınlatma tasarımı sektörünün genel değerlendirmesiyle birlikte, bu konudaki görüş, yorum ve varsa eleştirilerinizi alabilir miyiz?Türkiye’de sektörde çok büyük gelişme var. Bu sene yapılan fuar diğerlerine gore çok daha iyiydi. Ben fuar konusunu çok destekliyorum. Senelercede ben de aydınlatma fuarlarına katıldım. Türkiye’de bu fuarlara gelmesi konusunda karar mercii olan mimarlar çok önemli. Yapı fuarını da gezdim, onun içine de bir hol yapmışlar ve 3-4 tane aydınlatma firması koymuşlar. Keşke iki fuar aynı mekânın içinde olmuş olabilseydi; bu kadar yapıyı gezen mimar aydınlatmayı da gezerdi. Fuar çok büyük yatırımdır. Çok büyük külfettir. Bir fuarın ön hazırlığı vardır, bir de arkasında katılanların takibi vardır.. Firmanın maksimum sonuç alması lazım Milano’daki interled’e giden mimarlar oradaki en az 4-5 holü dolaşmıştır. Ama buradaki aydınlatma fuarına gitmiyorlar. Türkiye’deki aydınlatma sektörünü Almanya ile kıyasladığımızda, 8’de ya da 9’da biriyiz. Türkiye’de bilinçlendirilmesi gereken birçok bölge var. İnsan sağlığını, psikolojisini, direkt gün ışığı hesaplarını etkileyen bir sektör. İnsanın en önemli 2 organı gözleri... Bütün dünya uğraşıyor... Göze protez de takılamıyor; çünkü beynin uzantısı. Göze birşey olduğu zaman gözün tedavisi en zor tedavi...------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 Ali Babacan 20 dakika stantımızda kaldı, sohbet ettik. ‘’Bizden ne istersiniz? diye sordu. ‘’Bir tek şey isterim. Aydınlatma tasarımı konusunda master programı’’dedim. Bunun da devlet üniversitesinde olması lazım. Tercihen teknik üniversitede. Sadece İTÜ’de hem mühendislik, hem mimarlık branşımız var. Hem de İTÜ bunu kaldırabilecek düzeydedir. Ama sonuçta devlet karar veriyor, devlet üniversitesi olduğu için. 
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 Aydınlatma konusunda bilinçli insanlar yetiştirmemiz lazım. Türkiye’de bunun eğitimi yok. Yapı fiziği dersinde, üniversitelerin master programlarında var ama mimari aydınlatmayı, insan için ışığı, ışık verimliliği konularında dersler olması lazım. Aydınlatma kadar önemli birşey yok. Sektör çok iyiye gidiyor, çok tekamül ediyor. Büyük sanayicilerin girmesinin çok büyük faydasını görüyorum. Vestel girdi, keşke Koç da girse... Keşke Tekzen bundan 40 - 45 sene önce kurduğu aydınlatma laboratuarını kapatmayıp sektörle içiçe olsaydı. Çünkü Tekzen bunu kaldırabilecek bir sanayici ve Türkiye’deki ilk aydınlatma laboratuarını kuran firmadır.

Yorumlar