Arama

KAPAT
MAKALELER

Aydınlanma Mı, Aydınlatma Mı ?..

Ana Sayfa MAKALELER Aydınlanma Mı, Aydınlatma Mı ?..
Çelik Erengezgin

06.04.2018 08:54

Aydınlanma; Türkçede iki anlama gelir. İlki; bireysel yani zihinsel aydınlanma, diğeri ise; çevresel yada ortamsal, yani fiziksel aydınlanmadır.. Bence ikisine de değinmek, buluştukları yada ayrıldıkları yerlere işaret etmek gerek !..
 
Aydınlanmayı, “iç ışığını görmek” olarak tanımlayabiliriz. Aydınlatmayı ise aynı zamanda, dışta var olan yada “yaratılan ışığı görmek” ve göstermek olarak da açıklayabiliriz.. Dıştaki ışığa “aydınlatma” demek, bir aydınlatana ihtiyaç olduğunu gösterir. İç aydınlanmanın ise, sadece zihinsel bir beklentinin tezahürü olduğunu ve yaratanın verdiği halifelik ruhsatı ile, bizden başka kimseye ihtiyacımız olmadığını söyleyebiliriz..
 
Evet, çok nesnel bir konuya, hayli mistik yaklaştığımızın farkındayım.. Peki bana söyler misiniz ? Ruhumuzu okşamayan, duygularımızı canlandırmayan hangi kapalı yada açık mekândan yada kırdan bayırdan hoşlandık ki hayatta ?  Yani galiba yaptığımız iş; salt mekanik yada hepten ticari de olsa daima, o işi yaptığımız süreçten zevk alabilmeyi ve sonucundan mutlu olmayı aradığımızı hiç unutmamalıyız.. Asıl aradığımızın; hiçbir zaman “mükemmel bir robota” değil “duyguları ile yaşayan bir insana” hizmet olduğunu daima hatırlamalıyız !..

 
Şimdi geldik, “bir ampul takmak” kadar basitçe tarif edilebilecek olan “aydınlatma” olayına, duyguların nasıl katılacağına ?.. Bu karışım, çok mu lâzım, hiç mi lâzım değil, birlikte karar verelim !.. Bu dünyadaki görevimizin bilincine varırsak, neleri ve nasıl aydınlatmak gerektiği de anlaşılacaktır bence !..

 
Bu konuda, ülkemizin en başarılı aydınlatma portalı olan “Light World” Aydınlatma Dünyası Dergisinin de teşviki ile yazmaya çalıştığım birçok makalemde, gece aydınlatılınca kılık değiştiren binalardan, ulvi bir mekân iken, inanılmaz kötü bir aydınlatma ile, uzaktan bir pavyon havası yaratan ibadet mekânlarından bahsedip durduk.. Yani işin içine duygularımızı da dahil eden bir aklî meleke katılmadıkça, elde edilen sonucun her zaman başarılı olmayacağına işaret ettik.. Hatta, böyle bir eksiklik yani akıl tutulması yüzünden, beklenen ticari başarının da, giderek yaşamın da tehlikeye girebileceğine dikkat çektik !..
 
Gece ve gündüz, canlı hayatının kaçınılmaz döngüsüdür. Günü 12’şer saat olarak ikiye bölmemiz mümkün olmayacak, yani sembolik olarak bile; karanlık olan süreci uykuya, aydınlık süreci çalışmaya ayıramayacak isek, ilave bir aydınlık için çareler aramak hem haktır hem de çok önemli bir görev.. Evet bütün mesele; o görevi, yaşamsal sorunlar oluşturmayacak ve gece eylemlerine de görme engelleri yaratmayacak biçimde çözebilme becerisine sahip olmamızdır..
 
Ne, fazla ışıkla gözleri kamaştırmalı, iş ve trafik kazalarına yol açmalı, ne de alacakaranlık yüzünden hayati bir tehlike yaratmalıyız. Ne, doğal renklere renkli ışık müdahalesi ile, sahte bir teatral dünya yaratmalı ne de gereğinden çok aydınlatma elemanı kullanmanın görgüsüzlüğü yüzünden, gereksiz enerji harcamasına yol açmalıyız.. Belki de bu kalemde en çok dikkat edeceğimiz şey, gece adına hayata katılan aydınlatma enerjisinin, daima sürdürülebilir ve sınırsız kaynaklardan sağlanmasına önem vermek olacaktır.. Yani bu konu, sadece enerjicilerin değil, aydınlatmacıların da taşıması ve çözüm üretmesi gereken bir sorumluluk alanına işaret etmekte, ışık tutmaktadır.. Evet, “ışık tutmak” dedik.. İşte bu işin özeti !.. Yazılı olanı da, yaşananı da “okunaklı hale getirmek”, belki de aydınlatma eyleminin en kısa özetidir.. Tüm dikkatleri kendi üzerine çekmeden, yani kişiyi yada gövdeyi oluşturan eylemi, kişinin karakterini yada yapının işlevini ikinci plana itmeden, yaşamsal sürece tevazu ile katılmak ve destek vermektedir aydınlatmanın başarısı !..
 
Ne dersiniz ?..
 
Y.Mimar
Çelik Erengezgin
www.erengezgin.net

Yorumlar